Ankara

Operanın çocuk sesleri: Koro Şefi Öykücan Yavşan ile sahne arkasına yolculuk

Ankara Devlet Opera ve Balesi gibi köklü, sınırları net ve disiplinin her şeyden önce geldiği bir kurumda, doğası gereği ele avuca sığmayan çocukları tek bir ritimde buluşturmak büyük bir ustalık...

11 dk okuma 0
Paylas:

Operanın çocuk sesleri: Koro Şefi Öykücan Yavşan ile sahne arkasına yolculuk

Ankara Devlet Opera ve Balesi gibi köklü, sınırları net ve disiplinin her şeyden önce geldiği bir kurumda, doğası gereği ele avuca sığmayan çocukları tek bir ritimde buluşturmak büyük bir ustalık gerektiriyor. Türk müzik tarihinin dev isimlerinin tezgahından geçmiş; aldığı bu köklü akademik mirası çocukların renkli, eğlenceli ve kimi zaman da öngörülemez dünyasına incelikle uyarlayan bir isim var karşımızda: Öykücan Yavşan. O, çocuklara sahnede sadece doğru notaya basmayı değil; bir bütünün parçası olmayı, kendi sınırlarını çizmeyi ve hayata sanatın penceresinden bakmayı öğretiyor. Tiyatrocu bir ailenin çocuğu olarak kulislerde başlayan hikayesi, bugün onlarca çocuğun hayatına dokunan bir rehberliğe dönüşmüş durumda. Peki, ekranların ve teknolojinin çocukları esir aldığı günümüzde onların dikkatini sahnede tutmak ne kadar zor? Oyunlarla süslenen bir koro eğitimi, çocuğun sosyal becerilerini ve karakterini nasıl şekillendiriyor? Müziğe adanmış bir hayatın ve çocuklardan öğrenilen bitmez tükenmez tecrübelerin ışığında, ebeveynlere kılavuzluk edecek o keyifli sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz… 1.Biyografinize baktığımızda İlhan Baran, Muammer Sun, Prof. Mustafa Apaydın, Hülya Kazan Günay, İvan Çelak ve Sanem Berkalp gibi Türkiye’nin çok değerli müzik insanlarından süzülerek gelen güçlü bir ekol görüyoruz. Bu disiplinli akademik arka planı, çocukların eğlenceli dünyasına nasıl uyarlıyorsunuz? -Değerli öğretmenlerimden aldığım akademik eğitimimi çocuklarla çalışmada daha yetkin olmak için yurt içi ve yurt dışında çeşitli eğitimlerle güçlendirdim. Çocukların dünyasına girmek için onları tanımak gerekiyor. Her çocuk birbirinden çok farklı. Sevmek, disiplin ve sınır koyabilmek çok önemli. Gerektiğinde çocuk gelişimcilere, psikologlara danışmaktan asla kaçınmam, onlardan destek alırım. İletişim ve güven duygusunu güçlendirmek için zaman zaman birlikte oyunlar oynuyoruz. Ve çocuklara isimleriyle hitap etmek çok önemli. İlk olarak isimlerini öğrenirim. 2.Devlet Opera ve Balesi gibi disiplinli bir kurum ile doğası gereği hareketli olan çocuk dünyasını dengelemek zor mu? Onlara o sahne disiplinini nasıl veriyorsunuz? -Devlet Opera Balemizin tabii ki kendi kuralları var. Kuralların yanında daha da önemli olan çocukların güvenliği. Sahnede, sahne arkasında, kulislerde ya da çalışma odasında bile bir kurallar bütününe uymaları gerekiyor. Çocuk olmaları kuralların esneyebileceği anlamına gelmiyor. Çocuklar o kadar akıllı ki sınır çizildiği zaman zaten duruma nasıl uyacaklarını çok rahat görmüş oluyorlar. 3.Erken yaşta koroya katılmanın ve müzik eğitimi almanın, çocukların karakter gelişimine ve sosyal becerilerine en büyük etkisi nedir? -Bu harika bir durum. Çünkü çocuklar kendilerini tanıyor ve topluluk önünde kendilerini ifade etmeyi öğreniyorlar. Kendi sınırları olduğunu ve kimsenin bu sınırları aşamayacağını görüyorlar. Yanındaki arkadaşıyla birlikte hareket edebilmeyi, ortak bir iş yapabilmeyi, birlik olabilmeyi öğreniyor. Uyum içinde çalışıyor ve eğleniyorlar. 4.Çocuklar için oyun müzikleri ve besteler de yapıyorsunuz. Bir melodinin çocukların dikkatini çekmesi ve sevmesi için en önemli kural nedir? -Bence çok değişken bir ritim olmaması gerekiyor. Ve melodinin akılda kalması daha çok sevmelerini sağlar diye düşünüyorum. 5.Kendi çocukluğunuza dönersek, müzikle ilk tanışmanız ve “Ben hayatımı müziğe adayacağım” demeniz nasıl oldu? -Ben şanslı bir çocuğum. Ailem tiyatro sanatçısı. Tiyatronun içinde sanatın birçok alanını görüyorsunuz. Müzik, oyunculuk, resim gibi… Bu alanları yakından tanıma ve içinde bulunma şansım oldu. Erken çocukluk döneminde Muammer Sun, İlhan Baran’dan solfej dersi, Sanem Berkalp’ten piyano dersi almaya başladım. En çok müzikle yakın olduğum için bu alanda ilerlemeye başladım. Lise yıllarımda da akademik olarak müzik okumaya karar vermiştim. Daha sonra çok sevgili öğretmenim Hülya Kazan Günay ile yolum kesişti. Şan dersleri almaya başladım. Artık her şeyim müzikti. 6.Yıllardır çocuklara bir şeyler öğretiyorsunuz ve onları yönetiyorsunuz. Peki siz bu süreçte çocuklardan ne öğrendiniz? -Sayamayacak kadar çok fazla şey. Her derste yeni bir şey öğreniyorum. Sabır en önemli şey. Kendini yenilemeyi, dikkatinin hep uyanık kalmasını, enerjiyi dengeli kullanmayı ve bakışları okumayı da onlardan öğrendim. Çünkü her çocuk başka bir dünya. Ve kendi dünyaları içinde yaşıyorlar. Onların bir bakışları dünyayı değiştirebilecek güce sahip bence. Harika sorular soruyorlar, çok akıllılar. 7. Bugünün çocukları ekranlarla ve teknolojiyle çok iç içe. Onların dikkatini çekip sahnede tutmak eskiye göre daha mı zor? -Teknoloji önemli, doğru kullanıldığında. Örnek olarak bana opera konularıyla ilgili bir soru sorduklarında hemen araştırmalarını istiyorum ve sonraki derste gelip arkadaşlarına anlatıyorlar. Dikkat konusuna gelirsek derslerde eller telefona gidiyor bazen ama tabii dersimizin kuralları var. Gelip hemen kenara koyuyorlar. 8.Çocuklarını müziğe yönlendirmek isteyen ailelere, bir eğitimci olarak en önemli tavsiyeniz nedir? -Doğru öğretmenlerle karşılaşsın çocuklar. Sadece müzikle değil. Sanatın her dalıyla, sporla iç içe olsunlar. MÜZİĞİN TOPLUMSAL SESİ KOROLARIN TARİHSEL SERÜVENİ Röportajımızda bir çocuğun hayatına nasıl dokunduğunu gördüğümüz koro kültürü, aslında insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip. Peki koro tam olarak nedir ve günümüze gelene kadar nasıl bir evrim geçirmiştir? Koro nedir? Koro, en temel tanımıyla birden fazla şarkıcının bir araya gelerek müzik eserlerini çok sesli veya tek sesli olarak icra ettikleri vokal topluluğudur. Modern korolar, insan sesinin tınılarına göre sınıflandırılır; soprano, alto, tenor ve bas olarak ayrılan bu yapı, müziğin armonik temelini oluşturur. Koro, bireyselliğin ötesine geçerek bir grubun tek bir nefes ve tek bir yürek gibi hareket etmesini gerektiren, yüksek disiplin ve uyum barındıran bir müzik formudur. Koro tarihi hakkında Koronun tarihi, insanların toplu halde ibadet etme ve ritüeller gerçekleştirme ihtiyacıyla başlamıştır. İlk çağlarda kabilelerin ateş etrafında yaptığı toplu söyleyişler müziğin ilk koro adımları sayılsa da, akademik anlamda koronun gelişimi kilise müziği ile ivme kazanmıştır. Orta Çağ’da Avrupa’da Gregoryen ilahileriyle (tek sesli) kurumsallaşan koro, Çok seslilik (polifoni) Orta Çağ’ın sonlarında gelişmeye başlamış, Rönesans döneminde ise koro müziği altın çağını yaşamıştır. 18. ve 19. yüzyıllara gelindiğinde ise koro müziği kilise tekelinden çıkarak laikleşmiş, büyük orkestralara eşlik eden devasa senfonik korolar ve halk koroları ortaya çıkmıştır. İLK MÜZİK KOROSU: NEREDE, NEDEN VE NE ZAMAN OLUŞTURULDU? Tarihte bilinen ilk kurumsal koro örnekleri Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır; ancak daha erken dönem uygarlıklarda da toplu müzik icrasına rastlanmaktadır. M.Ö. 6. ve 5. yüzyıllarda, özellikle Atina’da düzenlenen Dionysos şenliklerinde “Khoros” adı verilen topluluklar bulunuyordu. Günümüzdeki “koro” kelimesi de bu Yunanca kökenden gelmektedir. Bu ilk koroların oluşturulma nedeni tamamen dini ve teatrallik üzerine kuruluydu. Şenliklerde tanrılara övgüler (dithyrambos) söyleyen bu gruplar, aynı zamanda Antik Yunan tiyatrosunun (tragedya ve komedya) belkemiğiydi. Oyundaki olayları yorumlar, halkın duygularını yansıtır ve dans eşliğinde şarkı söylerlerdi. Bu yönüyle koro, Antik Yunan’da hem dini ritüellerin bir parçası hem de tiyatronun anlatıcı unsuru olarak kurumsallaşmıştır. İlk çocuk korosu ne zaman çıktı ve buna dair ilkler neler? Çocuk korolarının (özellikle erkek çocuk korolarının) ortaya çıkışı doğrudan dini kurallara dayanmaktadır. Erken dönem Hristiyan kiliselerinde kadınların ayinler sırasında şarkı söylemesi yasaklandığı için, kadın sesine (soprano ve alto) ihtiyaç duyulan yüksek perdeli partisyonları seslendirmek üzere erkek çocuklardan yararlanılmıştır. İlk kurumsallaşma: Roma’da 6. yüzyıl civarında kurumsallaştığı kabul edilen Schola Cantorum (Şarkıcılar Okulu), erkek çocukların müzik eğitimi aldığı ve kilise korolarında şarkı söylediği bilinen ilk eğitim kurumlarındandır. Dünyanın en eski çocuk korosu: Kurumsal sürekliliği ile günümüze kadar ulaşan en eski çocuk korolarından biri, Viyana Çocuk Korosu’dur (Wiener Sängerknaben). Kutsal Roma İmparatoru I. Maximilian tarafından 1498 yılında Viyana’da saray bünyesinde kurulan bu topluluk, çocuk korosu geleneğinin dünyadaki en köklü temsilcisi olarak kabul edilir. Modern çocuk koroları: Sadece kilise için şarkı söyleyen erkek çocuklarından ziyade, kız ve erkek çocuklarının bir arada olduğu seküler (laik) ve eğitime dayalı modern çocuk korolarının ortaya çıkışı ise 19. yüzyılda halk eğitiminin yaygınlaşmasıyla başlamıştır. 20. yüzyılda Kodály ve Orff gibi müzikologların geliştirdiği müzik eğitimi yöntemleriyle çocuk koroları tüm dünyada standart bir sanat ve eğitim yuvası haline gelmiştir. ÇOCUK KOROSUNU YETİŞKİN KOROSUNDAN AYIRAN TEMEL FARKLAR Çocuk korosunu yetişkin korosundan ayıran en belirgin özellik, yalnızca yaş aralığı değil; ses anatomisinin doğası, pedagojik yaklaşım ve müzikal tınıdaki saflıktır. Fizyolojik olarak gelişim çağında olan çocukların ses telleri daha kısa ve ince olduğu için, çocuk koroları genellikle soprano ve alto partisyonlarından oluşan, vibratosuz, pürüzsüz ve “melekleri andıran” parlak bir tınıya sahiptir. Yetişkin korolarında ise ses gelişimi tamamlandığı için tenor ve bas gibi derin seslerin de eklenmesiyle daha karmaşık, geniş oktavlı ve çok sesli (SATB) devasa armonik yapılar kurulabilir. İşin eğitim ve yönetim boyutunda da büyük farklar yatar; yetişkin korolarında odak noktası teknik mükemmellik ve uzun provalara dayanan ileri müzikalite iken, çocuk korolarında süreç müziği oyunla harmanlamayı, karakter gelişimini desteklemeyi, kısa süreli odaklanmaları yönetmeyi ve sahne disiplinini sevgiyle aşılamayı gerektiren çok daha hassas bir pedagojik temele dayanır. İlhan Baran kimdir? İlhan Baran (1934 – 2016): Türk çağdaş klasik müzik bestecisi ve önemli bir müzik hocasıdır. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda uzun yıllar kompozisyon (beste) dersleri vermiş, aralarında Fazıl Say ve Muhiddin Dürrüoğlu gibi pek çok dünyaca ünlü müzisyeni yetiştirmiştir. Muammer Sun kimdir? Muammer Sun (1932 – 2021): Türkiye’nin önde gelen bestecilerinden ve müzik eğitimcilerinden biridir. Anadolu türkülerini ve melodilerini evrensel çok sesli müzikle harmanlamıştır. Özellikle “Kurtuluş” ve “Cumhuriyet” dizi/filmlerinin müzikleriyle milyonların hafızasına kazınmıştır. Ülkemizde müzik eğitiminin ve çocuk korolarının yaygınlaşması için ömrünü adamıştır. Prof. Mustafa Apaydın kimdir? Prof. Mustafa Apaydın: Türkiye’de koro müziği alanında öne çıkan isimlerden biridir. Uzun yıllar TRT Ankara Çoksesli Korosu’nu yönetmiş, koro kültürünün gelişmesine, Türkiye’nin dört bir yanında çocuk korolarının kurulmasına ve yeni koro şeflerinin yetişmesine öncülük etmiş bir akademisyendir. Doç. Dr. İvan Çelak kimdir? Doç. Dr. İvan Çelak: Besteci, müzik teorisyeni ve akademisyendir. Aslen Gagauz Türkü olan Çelak, eğitimini Türkiye’de tamamlamış (hatta yüksek lisansını Muammer Sun ile yapmıştır) ve solfej, armoni, kompozisyon (bestecilik) alanlarında uzmanlaşmıştır. Günümüzde Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır; özellikle “Akordeon Metodu” kitabı ve piyano albümleriyle tanınır. Doç. Dr. Nedim Yıldız kimdir? Doç. Dr. Nedim Yıldız: Besteci ve akademisyendir. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro Bölümü’nde “tiyatro müziği” alanında dersler vermiştir. Devlet Tiyatroları ve pek çok özel tiyatro için sayısız oyun müziği bestelemiş, armoni ve bestecilik hocası olarak görev yapmıştır. Çocuk şarkıları ve sahne müzikleri konusunda uzmanlaşmış bir isimdir. Hülya Kazan kimdir? Hülya Kazan: Soprano, solist sanatçı ve şan (ses) eğitmenidir. Hacettepe ve Bilkent konservatuvarlarından okul birinciliğiyle mezun olmuş, efsanevi Suna Korad’ın öğrencisi olmuştur. Uzun yıllar Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde solist sanatçı olarak sahne almasının yanı sıra (örneğin Muammer Sun’un bestelediği “Cumhuriyet” filminin müziklerindeki soprano partilerini seslendirmiştir), Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda şan eğitmenliği yaparak yeni sesler yetiştirmiştir. Çocuk operalarıyla da yakından ilgilidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir