Muş’un Varto ilçesinde planlanan jeotermal kaynak arama projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararı için hukuki mücadele başlatıldı. Bölge köylerinde yaşayan yurttaşlar, kararın hukuka aykırı olduğunu ve çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediğini belirterek yürütmenin durdurulması ve iptali için dava açtı. Davacılar, söz konusu kararın hem usul hem de içerik bakımından hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptali ve yürütmenin durdurulmasını talep etti.
IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan proje için verilen kararın iptali istemiyle açılan dava, Bingöl İdare Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Tunceli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunuldu.
KAMU YARARI YOK
Avukat Barış Yıldırım tarafından sunulan dilekçede, proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu, bölgenin ekolojik yapısının ve hassas alan statüsünün dikkate alınmadığı ifade edildi. Bölgede yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, kurt ve çok sayıda kuş türünün yaşam alanlarının bulunduğu anımsatılarak, alanın önemli bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu vurgulandı. Dilekçede ayrıca bölgenin kuş göç yolları üzerinde bulunduğu, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi kapsamında korunan türlerin yaşam alanlarında projeye izin verilmesinin mevzuata aykırı olduğu da vurgulandı. Başvuruda, proje alanının mera, tarım ve orman arazilerinden oluştuğu, buna rağmen ÇED süreci işletilmeden karar verilmesinin çevre mevzuatına aykırı olduğu savunuldu. Jeotermal sondaj faaliyetlerinin yeraltı ve yüzey su kaynaklarını olumsuz etkileyebileceği, arıcılık, hayvancılık ve tarımsal üretimin zarar görebileceği ifade edildi. Ayrıca sondaj sırasında ortaya çıkabilecek hidrojen sülfür ve ağır metal salınımının toprak, su ve hava üzerinde kalıcı tahribat yaratabileceği de öne sürüldü. Davacılar, proje sahasının Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu fay hatlarına yakınlığına dikkat çekerek, sondaj çalışmalarının sismik riskleri artırabileceğine de dikkat çekti. Bölgede arkeolojik alanlar ve kültür varlıklarının bulunduğu, ÇED sürecinde bu unsurların da yeterince değerlendirilmediği iddia edildi. Davacılar, projenin hayata geçirilmesi halinde telafisi güç çevresel zararlar doğabileceğini de kaydetti.
∗∗∗
‘ÜNİVERSİTE GÖRÜŞÜ ALINMADI’
Dava dilekçesinde dikkat çeken bir diğer önemli iddia ise önemli doğa alanı statüsündeki bölgede üniversitelerin ilgili bölümlerinden bilimsel görüş alınmadan karar verilmiş olması oldu. Bu durumun yönetmeliklere aykırı olduğu savunuldu. Dilekçede şu ifadelere yer verildi:
“Jeotermal kaynak arama faaliyeti için yapılacak sondaj bölgelerinin tamamı önemli doğa alanı olarak tefrik edilmiş sahalardır. Mevzuat gereğince önemli doğa alanı olarak tefrik edilmiş sahalar için ÇED kararı verilmeden önce üniversitelerin ilgili bölümlerinden rapor alınması gerekirken herhangi bir rapor ve görüş alınmadan ÇED gerekli değildir kararı verilmiştir. Nitekim proje tanıtım dosyası ekinde bulunan kurum görüşlerinde de proje için üniversitelerin ilgili bölümlerinden rapor alınarak sonucuna göre ÇED kararı verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.”


Bir yanıt yazın